GeNC Yaşam
Ayın Doktoru

Yüzyılımızın kaçınılmaz toksinlerine karşı biz neler yapabiliriz ?

Dilara Uncu
Uzman Doktor  

  Öz Geçmişi


     Balığı bol tüketme imkanı bulabileceğimiz bu dönemi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Şunu hepimiz biliyoruz ki balık omega-3 içeriği ile kalp-damar sağlığı için vazgeçilmez. Ne yazık ki bu kadar önemli ve gerekli bir gıda olan balık aynı zamanda denizlerimizdeki kirlilik sebebiyle ağır metalleri yüksek oranda içerebilmektedir.

     Özellikle balıkla alınan yüksek miktarda civa anneden bebeğe kolayca geçebilmektedir. International Journal of Toxicology’de yayınlanan bir çalışmada, otizm tanısı almış çocukların saç telinde yüksek miktarda civa tespit edilmiştir. Civa alımında yalnızca balığı sorumlu tutmak yanlıştır. Amalgam diş dolguları veya sanayi atıkları ile kirlenmiş sular da buna sebep olabilmektedir.       

      Antioksidan ve detoks özelliği ile tanıdığımız ve kullandığımız Alpha-Lipoic Acid, aynı zamanda güçlü bir ağır metal temizleyicidir. Özellikle civa ve cadmium ile birleşerek bu ağır metalleri nötralize edici ve vücuttan temizleyici etki yaratıyor.

      Japonya’da yapılan ve Amerikan Antiaging 2006 toplantısında sunulan bir çalışma, Alpha-Lipoic Acid kullanımı ile ağır metallerin idrarla atılabildiği gösterilmiştir. 2007 yılında çeşitli dergilerde yayınlanan farklı çalışmaların ortak sonuçları birçok metal toksitesinde özellikle hücre içinde olumlu etkiler gösteren bu destek ürünün kullanımı üzerinedir.

     Yağda ve suda çözünebilme özelliği olan Alpha-Lipoic Acid, antioksidan özelliği ile de Avrupa ve Amerika’da güvenle uzun yıllardır kullanılıyor. Toksinleri uzaklaştırmada etkisi olabilecek bu doğal desteğin uzun süre kullanımında da herhangi bir yan etkisi yoktur.

ALPHA LIPOIC ACID ŞİMDİ VE GELECEKTE İNSANLIĞA ÇOK ŞEY VAAD EDİYOR VE EDECEKTİR!

     Prof.Dr. Lester Packer, Kaliforniya Üniversitesi.

     Bilim adamları 1950’lerde alpha-lipoic acidin önemini keşfettiler. 1988’de ise antioksidan özelliklerini tanımladılar. CoQ 10 gibi alpha-lipoic acid de hücre içi enerji üretim reaksiyonları için gereklidir. Vücut bu reaksiyonlar için yeterli alpha-lipoic acid sentezlemekte fakat antioksidan etkiler için daha fazlasına ihtiyaç duymaktadır. Vücutta birçok hücreyi ve dolayısı ile dokuyu serbest radikal hasarından korumaktadır. Yaşlanma ve bunun sonucundaki birçok kronik dejeneratif hastalıklar dediğimiz; atheroskleroz, Diabet, Alzheimer, inme gibi hastalıklar serbest radikal hasarı ile gerçekleşmektedir.

     Alpha-lipoic acid’in bu kadar önemli bir antioksidan olması; yağda ve suda çözünülebilirliği ile ilgilidir. Doku ve hücrelerde her yere ulaşabilir. Bu önemli antioksidan aynı zamanda diğer bütün antioksidanların (C Vitamini, Co enzyme Q10 ve E Vitamini) etkilerini düzenleyici ve artırıcı olarak görev yapmaktadır. Kanda şekerin normal düzeylere inmesinde rolü olan bu önemli destek maddenin, insülin rezistansının gelişimini önlemede yardımcı olduğuna dair birçok bilimsel çalışma mevcuttur.

     Lester Peker PhD., University of Berkeley¹ ; ideal antioksidan tanımını yapmış ve alpha-lipoic acidin bütün bunları karşıladığını çalışmasına bildirmiştir.

     Alpha-lipoic acidin önemli etkileri;

     1) Tüm antioksidanların bu antioksidan etkilerini artırıcı ve düzenleyici çok önemli bir antioksidandır.

     2) Diabetin komplikasyonlarını önlemede ve geciktirmede yardımcıdır.

     3) Glukozun kandan uzaklaştırılmasında yardımcı etkileri ile insülin rezistansı ve dolayısı ile obesite ve metabolik sendromun gelişimini geciktirici etkileri vardır.

     4) Ağır metal ve toksinleri vücuttan uzaklaştırma ve zararlarını önlemede yardımcıdır.

     5) Enerji üretim reaksiyonlarında rolü olduğu için uygun dozlarda kullanıldığında kilo vermede yardımcı olabilmektedir.

     6) Alpha-lipoic acid en çok ihtiyaç duyulduğu yer olan beyine kan-beyin bariyerini rahatlıkla geçebilen nadir antioksidanlardan biridir.

     7) Alpha-lipoic acid etkilerini glutatyon denilen bir maddeyi artırarak gösterir.

     8) Glutayon vücuttan toksinleri uzaklaştırmada, beyin ve karaciğer hücrelerini serbest radikal hasarından korumada etkilidir. Glutatyon düzeyinin yetersizliği inme, demans, Parkinson, Alzheimer ile ilişkilendirilmiştir.

     9) Berkeley üniversitesindeki bir araştırma göstermiştir ki ALA kanser hücrelerinin büyümesinde rolü olan bir proteini bloke edebilmektedir.

     10) Karaciğer koruyucu olan ALA özellikle bakteri, virus ve ilaçların sebep olduğu karaciğer harabiyetine engel olabilmektedir. Massachusets Karaciğer Nakli Program Yöneticisi Savant Mehta "Karaciğer dokularını korumak için glutatyon üretimini artırmak gerekir." demiştir. Glutatyon bu toksinleri suda çözünür hale getirerek böbrekle uzaklaştırır.

 


Her hakkı saklıdır. © 2005 Bakara A.Ş. gnc-bilgi@gnc.com.tr. Ürünler ile ilgili bilgiler sadece bilgilendirme amaçlı olup, kullanımına yönelik hiçbir taahhüt ve tavsiye yerine geçmez. Ürünler beslenme destek ürünleri olup, ilaç değildir, tedavi amaçlı olarak kullanılmaz. Linkler ile elde edilen bilgilerin sorumluluğu ilgili siteye aittir.

 

tasarım: TURKLINE